avatar

Avatarın olağanüstü görsel şölenine ve de sinema için yeni bir kilometre taşı – evet öyledir – oluşuna bakmadan önce, birçoğumuz tarafından 3 saat boyunca farkedilmeyen ve farkedilmeyecek olan verdiği mesajlara kısaca bir gözatmakta fayda var diye düşünüyorum.

Duyuyor musun?

Sözcüklerimi duyamazsın yalnızca okursun ama içinden biri bağırır “duyuyor musun?”. Bağıran sensindir, mesajı alacak olan da sensin, alamayacak olan da… Bir Navi’nin Iraklı olduğunu anlayacak olan da sensin, anlamayacak olan da… Irak ile Amerika arasında olan savaşın ne tür bir Navi – Gökinsan savaşı olduğunu görecek olan da sensin, göremeyecek olan da… Ama gerçekler Avatarda yaşanılanlar gibi değildir. Güçlü zayıfı döver ve zayıf dövüldüğü ile kalır. Zayıflar ölürler ve diğer zayıflar ölenleri için ağlarlar. Bir fark daha var: Avatarda minare alınır (bu benim), gerçekte kılıfıyla (ç)alınır. Demokrasi kılıfı gibi… Tabii yasaklandığı için minerali sahneler daha sonra montajlanarak çıkarılmış :)

Cameron; Moore (Capitalism: A Love Story) ve Joseph (Zeitgeist:Addendum)’den farklı şeyler anlatmıyor. Özellikle Joseph ‘in hikayesinde tetikçiler, çakallar ve savaş vardır. Cameron’un hikayesinde de benzer şeyler var. Jake Sully aslında bir tetikçi ya da çakal da diyebiliriz.

Başlarda kilometre taşı ifadesini kullandım, peki nasıl kilometre taşı olmayı başarıyor Avatar? Bir kere çok konsantre olunmuş bir proje. Oyuncularının ambiyansın gerçekçiliğini artırmak için Hawai ormanlarında ilkel kabile üyeleri gibi yaşamaları bir fikir verebilir sanırım. Bir yemek yapacaksınız ve o yemeğe on gününüzü ayırdığınızı düşünün. Nasıl bir yemek olurdu? Avatarda da Cameron’un bu film için 10 yıl öncesinden başladığını biliyoruz. Sinemanın bu filmle çağ atlayışına gelecek olursak, sinema bu filmle çağ atlıyor çünkü sinema gerçekten 3. boyuta tam olarak bu filmle geçiyor. Daha önce birkaç 3D film izlemiştim ama onları Avatar’la aynı kategoriye koymak mümkün değil. 3 saatlik filmin 2 saatini bir Navi gibi Pandora cennetinde yaşadım ve gök-insanlara karşı ben de savaştım desem sanırım abartmış olmam.

Bu ana kadar herşey güllük gülistanlık gibi görünse de herşeyin dört dörtlük olmadığı da aşikar. Belki hikayeyi Cameron 10 yıl önce düşündü ama bugüne gelen kadar hikaye çok eskidi. Terra’yı kurtarmak animasyonunun hikayesine bakın ve bana 7 farkı söyleyin. Belki 5-6 yıl önce çekilebilse daha bir orjinal olacağı kesindi. Diğer bir eksiklik de 3D’de teknolojinin henüz daha hazır olmayışı. Uzun süreli filmlerde gözlükler gerçekten gözü çok yoruyor. Sinema salonlarının da özellikle perdenin bu teknolojiye göre dizayn edilmesi gerekiyor. Daha ileri teknolojilerinin şu an geliştirilmekte olduğunu biliyorum ve sinemanın geleceği için çok umutluyum.

Nihai olarak Avatar büyük bir şölen, kapılarını açmış ve sizi bekliyor. Durmayın, koşun!

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Add to favorites
  • email
  • FriendFeed
  • Live
  • PDF
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter